mali89.blogcu.com

Bir şeye karar vermeden önce 2 defa düşünün!

14/8/2009 ·

Bir şeye karar vermeden önce 2 defa düşünün!
Özürlü sekiz çocuğu olan ve frengi hastası hamile bir kadına rastlasaydınız, ona kürtaj olmasını tavsiye eder miydiniz?

Bu soruyu bana bir arkadaşım sordu tabi bende hiç düşünmeden evet dedim. Çünkü 8 tane özürlü var zaten bundan sonra sağlam olma ihtimali çok düşük diye düşündüm ama gelin yazıyı okuyun bence.

Şimdi bir dünya lideri seçme zamanı ve sizin oyunuz da sonucu etkileyecek.
Işte üç aday hakkındaki gerçekler:

1. aday: Sahtekar siyasetçilerle işbirliği içinde ve falcılara danışıyor.
Iki metresi olmuş. Paket paket sigara ve günde 8 ile 10 bardak martini içiyor.
2. aday: İki kere işten atılmış, öğlene kadar uyur. Üniversitedeyken uyuşturucu kullanmış ve her gece 1 litre viski içiyor.
3. aday: Madalya almış bir savaş kahramanı, vejeteryan, sigara içmiyor.
Nadiren bira içer ve evlilik dışı hiçbir ilişkisi olmamış.

Tercihiniz bu adaylardan hangisi olurdu?
Önce karar verin, kopya çekmek yok, daha sonra aşağıdaki yanıta bakın lütfen!

1. aday: Franklin D. Roosevelt
2. aday: Winston Churchill
3. aday: Adolf Hitler

ve bu arada…

Kürtaj sorusuna eğer evet dediyseniz, Beethoven’i öldürdünüz!

Yorum (yok) Yorum yaz!

İyi ki

12/2/2009 · Kategori: guzel hikayeler_alintilar_fikralar

IYI KI

 

 

·                     İyi ki küçük bir memur ailesinin büyük çocuğu olarak doğmuşum.

 

·                     İyi ki soba üstünde kestane pişiren, topluca hazırladık­ları yaş tarhananın kokusunu pazar öğleden sonralarının sabun kokulu banyolarına karıştırmayı bilen annelerden bi­rinin çocuğu olmuşum.

·                    İyi ki televizyonu tanımadan radyo başında haber saati­ni beklemiş, Kıbrıs karartmasında ailecek mum ışığında anlatılan öykülere gülen, sosyal bilgiler kitabından fırlamış ailelerden birinden gelmişim.

 

·                    İyi ki eski Kızılay binasını 29 Ekim törenlerinin coşku­su bozulmamış Ankara akşamlarında görebilmişim.

 

·                     İyi ki pazar günleri gidilen kır yemeklerinde kuru köfte ile böreği yumurta ile yemeyi bilmişim.

 

·                    İyi ki anamur muzunun kokusunu içime çekebilmiş, Van Gölü Ekspresi ile 4 günde uzak Hakkari'ye gidebilmi­şim.

 

·                     İyi ki boynuzlu da denen treleybüste EGO bileti katla­yarak, "Bu bacak saklanacak ve vazifeli memurun her ara­yışında gösterilecektir" yazısına gülerek gerçek iki katlı Bahçelievler'de tur atmış, station dolmuşların camından alımlı hanımlara "Emek mi abla?" diye soran şoförlere şaş­kınlıkla bakmışım.

 

·                    İyi ki metal polis arabaları kadar rulman tekerinden ya­pılma tornet de kullanmış, tel bükerek yapılan arabalarla eski zaman Formula 1 'lerine katılmışım.

 

·                    İyi ki İsmail Dümbüllü'yü, Safiye Ayla'yı, Münir Nu­rettin'i, Bedia Muvahhif'i sahnede büyülenerek izlemiş, iyi ki tiyatro denince her zaman koşturarak gitmişim.

 

·                    İyi ki kitap kaplamayı, işe yaramayan cilt yapmayı, ha­lı örmeyi öğreten el işi derslerinde hayal kurmuş, yakan top, kuyu oyunlarını play station 2'den yaratıcı bulmuşum.

 

·                    İyi ki anne baba ile Gülünüz Güldürünüz programında birlikte eğlenmiş, Sunullah Arısoy'un anlattığı siyah beyaz Rmeo-Juliet ve öteki klasikler için onlarla birlikte hüzün-lenmişim.

 

·                    İyi ki babamın güzel, sıcacık elini tutup üç saat boyun­ca yağmur altında Ulus meydanında 214 vekilde kalan Ka-raoğlan'ı "Halkçı Ecevit!" diye bağırarak beklemişim.

 

·                    İyi ki "kahrolsun Amerikan emperyalizmi" sözünün an­lamını yıllar geçtikçe anlamış, "faşizme geçit yok" diye bağırırken "omuz omuza" durmanın gerektiğini zamanında kavramışım. İyi ki bayramları bayram gibi yaşayıp Atatürk şiirlerini yürekten ezberlemiş, İsmet İnönü'nün öldüğü gün saygı ile önünden geçerken gözyaşı dökebilmişim.

 

·                    İyi ki "Hotel Calfornia" ile dans etmiş, dual pikapta Fik­ret Kızılok, Cem Karaca, Selda, İnti İlimani long playleri-ni cızırtılı olarak çalabilmişim.

 

·                    İyi ki ilk bira içtiğimde bu kapağın altındakileri bilmiş, yıllar sonra şarap sarhoşluklarına terfi edebilmişim.

 

·                    İyi ki hep yağmurda ıslanmış bütün kedi yavruları anne­min çığlıklarına karşın evin halısında kurumuş,

 

·                    İyi ki at sevgisi kırat'a dönüşmeden huzur bulmuşum.

 

·                    İyi ki, Grease filmi saçlarına Love Story aşklarını ekle­miş, iyi ki Endless Love filminde öpüştüğümüz kızlarla yıllar sonra bakışabilmişim.

 

·                    İyi ki "Çankaya'nın şişmanı işçi düşmanı"nı ortadireğe bakarak zamanında görmüş, yürümekle yollan aşındırır­ken aşınmadan da kalmaya çalışmışım,

 

·                     İyi ki sayın Cum­hurbaşkanı Sezer'e ulaşmışım. İyi ki televizyonda bazı şeylere hayır diyebilmiş, dönek liberallerin, ABD yandaşı ya da kudurmuş AB hayalcileri­nin kirlenmişliklerini, omurgasız şamar oğlanlarının rezil­liklerini sezebilmişim.

 

·                    İyi ki Bush'a-bakan'a bushbakan demeyi her şeye kar­şın bilmişim; gözünü nursuzla namussuzla mücadeleden sakınmadan sözümü söyleyebilmişim.

 

·                     İyi ki kitap yazmaya da el atmış, söyletilmeyenler için yeni bir alan yaratmışım. İyi ki sizlerle ekrandan, sahneden sonra sayfalarda da buluşmuş, iyi ki yüzünüzü güldürece­ğini umduğum şeyler bulmuşum.

·                    Iyı ki şu an ölecek olsam bile ıyı ki diyeceğim milyon­larca şey toplamışım. Tek "keşke"min ise bunları paylaşa-bilseydik demek olduğuna yürekten inanmışım.



Metin Uca - Yes Yerine Orrayt Demek Caiz'midir Hocam Kitabı
İYİ Kİ 143

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Leonardo da Vinci: İyi ve Kötünün yüzü aynıdır

9/2/2009 · Kategori: guzel hikayeler_alintilar_fikralar

İyi ve Kötü “nün yüzü aynıdır…Her şey insanın yoluna ne zaman çıktığına bağlıdır


Leonardo da Vinci

Son Akşam Yemeği” isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı…

İyi’yi İsa‘nın bedeninde, Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı…

Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti.

Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.

Aradan 3 yıl geçti. “Son Akşam Yemeği” neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı….

Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.

Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.

Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.

Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu. Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü.

Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:
Ben bu resmi daha önce gördüm” …”Ne zaman?’ diye sordu.

Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı. “Üç yıl önce” dedi adam..
Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti

İyi ve Kötü “nün yüzü aynıdır…Her şey insanın yoluna ne zaman çıktığı na bağlıdır

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

keske yalniz bunun icin sevseydim seni (derleme)

9/2/2009 · Kategori: Siirler

Okurnerken vay be insanın sevmek için ne kadar nedeni varmış dedirten birbiriyle bağlantılı 20 Cemal Süreyya şiiri ,

 

iki kalp 
iki kalp arasinda en kisa yol
birbirine uzanmis ve zaman zaman
ancak parmak uclariyla degebilen
iki kol

merdivenlerin oraya kosuyorum,
beklemek govde gosterisi zamanin;
cok erken gelmisim seni bulamiyorum,
bir seyin provasi yapiliyor sanki.


kuslar toplanmis gocuyorlar

keske yalniz bunun icin sevseydim seni


esdegeriyle yan  
"eşdeğeriyle yanyana yürürken
cehennem sokağında birey olmak,
ve en inceldikten sonra
ilkel sözcüklerle konuşmak seninle.

saat beş nalburları pencerelerden
madeni paralar gösteriyorlar,
yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.

hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
keşke yalnız bunun için sevseydim seni."
*

işte en inceldikten sonra ilkel sözcüklerle konuşmak.. ve saat beş nalburları yalnızlığı sorduğunda
bir ovanın düz oluşu gibi ilkel ve basitleşmek..
hiçbir şeyin olmaması akıp giden sokaktan başka..
hiçliğin güzelliğine inanmak istemek..
ve bir keşke..
keşke...

ati lar deltalara  
atı'lar deltalara gömülen atı'lar,
saçı'lar fiyortları öpen saçı'lar,
kutu'lar, haliçlerden susmuş kutu'lar,
takı'lar eski aşkları imler takı'lar.

bol dökümlü gömleğinin içinde
sırtını ve karnını dolanan
ve sonunda sincap olan
o kuş.

seni o kadar yakından görünce,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

 

 

cekirge bulutu  

çekirge bulutu içinde
koynuma oktuğun ekin
çalgılar ikidurur sürgün ilinde
bir gözü mavidir bir gözü bleu

gölgede boy atmış top fesleğen
bir ilkokul bahçesinde görmüştüm seni
marienbad ilkokulu, nişantaş'ta,
bir çocuk yeşil örtüyü çekiverdi

hızla geçen otobüslerin ardında benzeşmek
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

 

 

sulunun yuzu  

sulunun yüzü bir atmosfer olayıdır.
rasgele yazarı avcıdan öğrendim:
yaban ördekleri donmasın diye,
suya nöbetleşe kanat vururlar.

ve işte şamandırasıyla beşiktaş'ınız,
çapraşık bir yüzyılı geriye atar;
tanrım siz şu uzun anadolu'yu
çocukluk günlerinizde mi yarattınız?

senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz
keşke yalnız bunun için sevseydim seni

 

 

ilkokulu bitirdigi  

ilkokulu bitirdiği gün cumhuriyet şairi,
saçında kurdelesi lozan gibi;
sonra her yıl öldürüldü, öldürüldükçe de
hemeninden göğe huthutler çizildi.

gelecek zaman oldu şimdiki zaman;
irmak aşağı inen güz parçası,
çok süslü bir halkın arasından,
benimsin!

iyi anlarında sesin kalınlaşıyor
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

 

 

bilgisayar olarak 

bilgisayar olarak kullanılmış bir gölü
selçukluya pragmalar taşıyan gazali
bir ilk aptallığı düğüm sayarak
yadsımış dört yanı hep yukarı bakmış.

bu yüzden önündeki ayna kırılır kırılmaz
intihar etti sayılmış tasavvuf ehli,
yine bu yüzden doğduğu an
kaymaya başlamış osmanlı yıldızı,

baktım yeri toparlıyor ayak izleri
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

 

 

afyon garindaki

afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,
trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;
varto depremini düşün, yardım olarak batı'dan
gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sütyeni.

adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,
karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sütyeni,
kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;
tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi?..

eşiklere oturmuş bir dolu insan
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

 

 

daha ben 

daha ben ilk kazmayı vurmadan
elime gelen karabitki'li testi,
nefertiti'nin mutfağı sayılan yerde
koyu sır yeni hicret yollarını kesti.

terimler eşekarıları sözcüklerin,
acımasızdırlar, adsız ve sueldirler,
önlerine katarak insan ve hayvan listelerini
sabah akşam kapınızın önünden geçirirler.

fazıl hüsnü diyor ki, ne diyor fazıl hüsnü?..
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

 

 

ictim o 


içtim o bin yıllanmış testiden, içtim, içtim,
Örtüler arasında yeryüzü beğenisiyle
Ayışığını paylaşırdı bacakları,
Öptüm ayak parmaklarını, öptüm, öptüm.

Put'unu cezalandırıyor kır delisi;
Oğlan iki ev öted, Londra'dan gelmiş;
Yazsınlar felaketlrein hep çift geldiğini,
Garson acıması tutmuş içkievini.

Ortaoyunumuzun dekoru bir kağıt mendil
keskye yalniz bunun icin sevseydim seni.

 

 

bir mineli 

Bir mineli altın saat,
Bir altın köstek ve madalyon
Bir roza maşallah,
On iki miskal inci.

Madalyonunu ve boncuğunu
ittim içeri,
Gözlerimizin dibi karıştı
Dağyollarının uzak dumanı gibi.

Ve konsolun üstünde noksan bir gümüş kutu
keske yalniz bunun icin sevseydim seni.

 

 

metinlerde bulustuk 

Metinlerde buluştuk kopkoyu deyimlerde,
Koşut ve eş zamanlı okuduk kimi kitapları;
O arada iki de defterimiz oldu,
Biri babasına daha çok benziyor.

Bir türlü kotarılamayan uğraş,
C harfini daha yeni dönmüşüz;
Gözlerimizde ibni Sina bozukluğu,
Dostumuzsa, Bodrum'da, dönmez geri.

Uzaklardaydın, oracıkta, öbür kitada,
keske yalniz bunun icin sevseydim seni.

 

 

kucuk anne 

Küçük anne, kelepir kız,
Bir şey söyle bana,
bana bir laf et ki binlerce,
Onbinlerce görüntü anlatamasın.

Genceli Nizami'nin dediği gibi
Taşı onunla yıkasalar
Üzerinde akik biter,
Bakışların ki...

ikinci bir parıltı var senin bakışlarında
keske yalniz bunun icin sevseydim seni.

 

 

18 aralik 

18 Aralık 1985'te o salonda
Kişi nasıl kestirebilirdi ileriyi?
Siz, kazıbilimler, alınyazısıbilimler,
Geçsin yıllar geçsin, seneler gibi.

Olur mu anımsamamak Onaltıncı Louis'yi
14 Temmuz 1789 akşamı, Louis,
Şöyle yazmamış mıydı defterine:
"Bugün kayda değer bir şey yok.."

"Kehanet" adlı kısacık bir şiir buldum
keske yalniz bunun icin sevseydim seni.

 

 

hicbir semtte 

Hiçbir semtte berberin olmadı,
1954-1980 yılları arasında,
26 yılda 28 ev değiştirdin;
Leke kuşağı nasıl bilmez seni!

Arabesk nedir diye düşünmüştünüz:
Şebboy sesli bir cümbüş, eza içinde;
Eşitlik midir komedya, içtenlik mi,
Erdem diye benimsenmesi mi fırsatsızlığın?

Yürütüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte
keske yalniz bunun icin sevseydim seni.

 

 

mutsuzluk gulumseyerek

 

Mutsuzluk gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir;
Banliyo treninde rastladığımız
Sınav saatini kaçırmış liseli kız,
Hep kazanırsın ey çözümsüzlük!

Ey otobüssever ey Troya yolcusu!
Anımsarsın günlerce konuşup durmuştuk
O iB(ipekböceği) sesli kadını;
Birinin Grönland'ı olmaya hazırlanıyordu.

iki çay söylemiştik orda, biri açık,
keske yalniz bunun icin sevseydim seni.

 

 

bir kis 

Bir kış göğü gibi o saat alçalır ölüm,
Yalnız işitme duyusu kalır ortada.
Asya kentleri yürür dururlar,
Höyükler burnumda hızma.

Uzakta dev bir damla: Pırıl pırıl Pencap!
Tabanlarından kayıp duran sütunlar
Yitmiş bir geleceğin işaret parmakları:
Horasan uykusuna havlayan köpekler, Buhara.

Uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada
keske yalniz bunun icin sevseydim seni.

 

 

 

piri reis 

Piri Reis geri çekmiştir haritasını
Azmayı çoktan unutmuştur hayvanlar;
Başlamıştır Sultanahmet sürüncemesi,
Kızlar yatakta yan yatmaya başlar.

Ben atımı böyle dört sürüyorum ya,
Yetişmek için mi, bilmem, kaçmak için mi?
Ya sen? Neden sende tehlike anlarına
Bunca hazırlıksız olma özeni?

Bir şey var, ancak makilerin orda söyleyebilirim,
keske yalniz bunun icin sevseydim seni.

 

bir cicek 

Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
Bir yalnışı düzeltircesine açmış;
Gelmiş ta ağzımın kenarında
Konuşur durur.

Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
Güverteleri uçtan uca orman;
Aldım çiçeğimi şurama bastım,
Bastım ki yalnızlığımmış.

Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
keske yalniz bunun icin sevseydim seni.

 

 

gece bitkilerinden 

gece bitkilerinden korkuyorum,
hayır, geceleri bitkilerden!
gizlenirken vurulmuş ulaklara ağıttır
bana açtığın her telefon.

iki kalp arasında en kısa yol:
birbirine uzanmış ve zaman zaman
ancak parmak uçlarıyla değebilen
iki kol.

an ki fıskiyesi sonsuzluğun
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

keske yalniz bunun icin sevseydim seni

20/1/2009 · Kategori: Siirler

En vurucu kısımlarıyla bir Cemal Süreyya resitali


"kuşlar toplanmış göçüyorlar
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"seni o kadar yakından görünce,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"hızla geçen otobüslerin ardından benzeşmek...
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"iyi anlarında sesin kalınlaşıyor.
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"baktım yeri toparlıyor ayak izleri
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"eşiklere oturmuş bir dolu insan
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"fazıl hüsnü diyor ki, ne diyor fazıl hüsnü?..
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"ortaoyunumuzun dekoru bir kağıt mendil
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"ve konsolun üstünde noksan bir gümüş kutu
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"uzaklardaydın, oracıkta öbür kıtada,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"ikinci bir parıltı var senin bakışlarında
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"kehanet adlı kısacık bir şiir buldum
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"yürüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"iki çay söylemiştik orda, biri açık,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"bir şey var, ancak makilerin orda söyleyebilirim,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

"an ki fıskiyesi sonsuzluğun
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::